Donnerstag, 23. Mai 2013

Mia için çeviri

öğlen yazdığım almanca yazımın altına çok şirin bir şekilde not yazan Mia için çeviriyorum. Bu arada yazılarımı genellikle almanca ve türkçe yazıyorum fakat bir yazıda iki dili birbirine karıştırmamaya karar verdiğim için türkçe yazılarımı ayrı bir postta almancaya çeviriyorum :)

"Öğrenci danışma merkezi nerede?"
"Kiminle görüşmek istiyorsunuz?"
"Kiminle mi görüşmek istiyorum, herhangi birisi ile."
"Randevunuz olmadan bu mümkün değil. Bir randevu ayarlamamız gerekir."
"Tamam siz şimdi bana bir randevu verin bende gidip görüşeyim."
"Tabi ki size bir randevu ayarlayabilirim ama bu gün tüm randevular dolu."

Düşünceli bir şekilde kaşlarını çatıyor, bir yandan da cep telefonunun ajandasına  söylediğim randevu günü gelip gelemeyeceğine bakıyor. Bunun harici birde bana işsizlik dairesinin telefon numarasını bilip bilmediğimi soruyor ...

Zu wem möchte ich?

"Wo ist die zentrale Studienberatung?"
 "Zu wem möchten Sie denn?"
"Zu wem möchte ich? Einfach zu jemandem."
"So ist das nicht möglich, wir müssen einen Termin mit Ihnen vereinbaren."
"Dann mache ich jetzt mit Ihnen einen Termin aus und gehe dann dahin."
"Natürlich können wir mit Ihnen jetzt einen Termin vereinbaren, aber heute ist sicherlich kein Termin mehr frei."

Er grübelt, packt sein Handy aus und schaut nach, ob er an dem Tag, der von mir genannt wurde kann und fragt mich nebenbei, ob ich denn die Nummer für Agentur für Arbeit habe ...


Kesin sevgilisine yaziyordur

O sabah zar zor kalkmıştı. Aslında ofise gitmeyi hiç istemiyordu.
Son yarım saatin içinde canla başla hazırlanıp çantasına ajandasını, su şişesini ve yeni okumaya başlayacağı kitabını yerleştirdi.
Sabahları her zaman 10 dakikalık yolu ne olur ne olmaz diye 20 dakika önceden yürümeye başlayan Ahu, bu sabah evi 13 dakika önceden terk etti.
Trene yetişti ve tren perona girerken önüne geçen insanlara sinir oldu.
Trene girdiğinde ilk dörtlü daha boştu ve sağ cam kenarında yerini aldı.
Karşısında sol tarafta elinde telefonu ile oynayıp sırıtan biri oturuyordu. Cam kenarına geçerken onu fark etmemişti bile.
'Kendi kendine gülüyor, kesin sevgilisine yaziyordur' diye geçirdi aklından.
Aman bana ne canım diye düşünüp kitabını çıkardı. Jane Austen Kitap Kulübünü okumaya başladı.
Gözleri uykusuzluktan yanıyordu. Dikkatini önündeki satırlara vermeye çalıştı.
Diğer durakta koşar adım trene binen adam Ahu'nun karşısına otururken sırt çantasını hem Ahu'ya hemde kitabına geçirdi.
Özür dilemesini bekliyordu Ahu fakat adam hiç oralı olmayıp yerini aldı ve kulağında ki müziğe kendini kaptırarak uyumaya başladı.
Diğer durakta bir adam daha gelip Ahu'nun sol yanına oturdu. Kocaman çantasında beş dakika bir şeyler karistirdiktan sonra büyük bir defter çıkarıp bir şeyler hesaplamaya başladı.
Biri müzik dinler, diğeri salak salak telefona gülümser, buda sabah sabah parfüm şişesinin içine düşmüş belli ki diye geçirdi aklından Ahu.
Kitabın yirminci sayfasına gelmişti fakat gözleri kapanmaya başladı.
Kitabını çantasına yerleştirdi ve gözlerini kapattı. Geriye kalan 15 dakikalık yolda ufacık bir rüyaya daldı.

Mittwoch, 22. Mai 2013

İnstagram günlügü 4

Pek bir parlağım bu gün


Günaydın. Guten Morgen.




Orkide 


Artık bu kızçe benim. Çok teşekkür ediyorum @sevda77 canım sana.
 


Ahu Kader'e sevgiyle Ayşe Kulin

#color #spring #tree



Ve yine spring, color, tree 



Burası da benim kampüs ve benim okuduğum bina 
  
Üniversitede reklam amaçlı bir şirketin bisiklet üstüne kurulmuş kahvehanesi. Çok tatlıydı.

 Artık benim de analog kameram ile çekilmiş bir fotografım var. Balık sag olsun. #analog #camera



Böylece Nisan ayını da bitirmiş bulunuyoruz blogcanlar. 

İnstagram Günlüğü 3

Evet, yine bir instagram günlüğü yapmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Bir sürü fotoğraf birikmiş bilgisayarın belleğinde. Buraya ekleyip kurtulmalı ;)

Mum ışığında notlar yazılmış


Balıkla gittiğimiz kafede Balık'in gözlüğü ile kafenin menüsünü çekmişim.


Kafenin duvarında ki resimler ve ışıklandırmalar çok güzeldi


Nida abla evimize yeni bir çiçek getirdi. Komşular merdivenlerde durmasına kızıyormuş. Çok güzel renkleri var.


 

Alternatör tamir edilirken bile türk çayından vazgeçmedik.


Takozlari bulmuşken boyumu uzatmasam olmazdı.



Komşuların bahçesinde araba tamir edilirken bende oturma odasında bulunan akvaryumu seyrettim.


Bu cam ağacı benimle yaşıt neredeyse. Bir zamanlar ufacikti.

Kuş Evi

Canım Babam

İnsanın canı ne zaman yanıyor biliyormusunuz? Sevdiklerinin canı yanınca. Kendinize bir şey olunca güle oynaya atlatıyorsunuz da, neden etrafınızda ki insanların endişelendiğini ve neden bukadar önemsediğini asıl sevdiğiniz birine bir şey olunca anlıyorsunuz. Çünkü sizin başınıza bir şey gelince sizi sevdikleri için bu kadar endişeleniyorlar. Önemsenmenin en güzel yolu.

Canım babamın dün iş yerinde sol elinin üzerine konteyner kapağı düşmüş. Kendisi tabi ki ağrısını pek önemsemedi ama akşam eve döndüğünde tamamen şişmiş bir orta parmağa sahipti. Annem kırıldığından emin, 'Selçuk bu kırık. Eyvah, eyvah' diye üzülsede ben sakinlikle 'hele bir yarın olsun, hemen doktora git baba baktır' dedim.

Akşam kardeşim ile birlikte yatağa yattığımızda Hasret'te 'babamın parmağı kırık bence, sence?' diye sordu. 'Bencede öyle, inşallah değildir ama' dedim.
Babam bu sabah doktora gitti ve parmağının kırık olmadığını fakat çok zedelendiğini söylemiş doktor. Şimdi orta ve yüzük parmağını sargıya aldılar ve ağrı kesici verdiler.
Bu gün evde olmam çok iyi oldu bence. Babamın ağrısı var. Durup, durup 'Kırılsaydı bundan iyiydi Ahu' deyip duruyor.

Hiç birimizin sevdiklerinin canı yanmasın.

Cips yiyemeyen adam da varmış

Cipsi herkes tanıyor neredeyse. Kendisini çok severek okuyorum. Gerçi o bu sıralar artık blogspot adresini eskisi kadar kullanmıyor fakat ben her adresini takip ediyorum. Bu gün bir bloggerin katıldığı çekilişlerle ilgili bir yazısını okurken bir adres gördüm ki.
Şok oldum ben.
Cips yiyemeyen adam da varmış. Hemen merakımdan adresi açtım tabiki.
Sağ üst tarafta "Medeni Kanun'un 23. maddesinin bana verdiği yetkiye dayanarak yaşıyorum." yazmış. Bunu da bir yerden hatırlıyorum sanki. Acaba Cips bir zamanlar bunu blogunda yazmışmıydı diye muallakta kaldım. Boş günümde ufak çapta şoklar yaşıyorum. Bu gün çok yazı yazacağım gibi görünüyor. Hoşçakalın.